15 Nisan 2014 Salı


Bir bitki varmış... Bu bitkinin dallarından su damlaları çıkarmış.  Dallarına bezler bağlamış bu sefer gövdesinden su damlaları çıkmış.. Gövdesini her gün silkelemiş bu sefer yapraklarından çıkmış... Yanındaki ağaç ona demiş ki:  "Hep su damlacıklarından kurtulmanın yolunu arıyorsun ama bu damlacıklarının neden oluştuğunu hiç düşünmüyorsun"  :))) Hikayemin özü şu,  birçok semptom çıkartıyoruz dünyaya ve bu semptomları engellemeye çalıştıkça problem başka bir alana kayıyor.  Esas mesele semptomu ortadan kaldırmak değil bu semptomu oluşturan alttaki sorunu bulmak.  Sigara semptom, aşırı ya da az yemek semptom, alışveriş bağımlılığı semptom, bağırarak konuşmak semptom, hiperaktivite semptom, madde -alkol kullanmak semptom ama altta yatan problem nedir?  Çoğunlukla herkes semptomu engellemeye odaklanıp genel tabloyu kaçırıyor.  Ve hoop başka yerden problem başka şekilde çıkış noktası gösteriyor.  O zaman ne yapalım:)) daha derine bakalım.  Uzm. Psk. Nesteren Gazioglu

İyi bir hafta olsun.  NG

12 Nisan 2014 Cumartesi

Narkisos

Narkisos Mozaiği, Narcissius at the Block.  Tanıştırayım Narsisizm isim babası :))) 

Efsaneye göre Narcissus genç ve kızların ilgisini çeken bir genç ama hiç birini umusamıyor.  Günlerden bir gün peri Echo aşık oluyor, aşktan kuruyup ölüyor.  Kemikleri dağlara taşlar vurup eko sesleri çıkartıyor.  Günümüzdeki eko sesi eko kelimesi de buradan gelir.  Diğer rivayete göre eko sesi Echonun inlemeleridir.  Ve Narcissus lanetleniyor Echoya verdiği acıdan dolayı.  Bir gün av sırasında kendi yansımasını görüyor suada ve aşık oluyor... Kendine kendi yansımasına.  Öyle büyük aşk ki gözünü alamıyor.  Ve kendi yansımasına baka baka ölüyor.  Ben merkezcilik, kendine aşık gibi anlam taşıyan yapılara verilen narsisizm ismi  kendine aşık Narcissus'tan geliyor.  Suya bakarak ölen Narcissus'un bedeni ise çiçeğe dönüyor.  Bu çiçeğin Türkçe adı da Nergis.  :)

1 Nisan 2014 Salı

Kendine inandığında





Kendine inanmaya başladığında, kendi yolunu da kendin çizersin... Birey olabilirsin... Güçlü gözükmek yerine kendi öz değerlerini fark edebilir, seni yoran sahte kendiliği bir kenara bırakabilirsin.  

Kendine inanmaya başladığında davranışlarının üzerindeki dış baskıdan kurtulabilirsin.  Başkalarının düşüncelerine göre adım atmayı bırakabilirsin...

Kendine inanmaya başladığında kendi zayıflıklarını başkalarına yansıtmayı bırakırsın, diğerlerini işgal etme ihtiyacı hissetmezsin, suçlamazsın...

Kendine inanmaya başladığında görünür olma ihtiyacın kalmaz çünkü SEN var olduğunu biliyorsun ve huzur alıyorsun, bunu dünyaya ispatlamaya ihtiyacın kalmaz :)) 

Sevgiler NG


Tocev Ben Ergenim Projesi


Proje kitapçıklarımız geldi :))

29 Mart 2014 Cumartesi

Dünya Saati






Dünya Saatini kutladık mumlarımızla... Işıklarımızı her yıl oldugu gibi bu sene de tüm dünya ile söndürdük ve bekledik... Yarım saat boyunca düşündük.. Küresel ısınmayı... Doğal kaynakların tüketilmesini... Ve umut ettik.. panda.org  

Para para



Para narsisistik bir doyumdur ya da açlık.  Peşinden koşulan bir hedeftir.  Para insanlara belirli bir konum sağlayabilir, önünde başlar eğdirip suni ilişkilere yön verebilir yine de saygınlık elde ettiremez.  Para insanlara kitap aldırtabilir buna rağmen görgü ve kültür de veremez.  Para insanlara geçmişlerinde sahip olamadıklarını alarak doyum sağlamaya yardım edebilir ama geçmişini değiştiremez.  Para insanlara alışveriş imkanı ve daha pahalı daha lüks ile geçici hazlar yaşatabilir ama içlerindeki boşluğu    dolduramaz, acılarını dindiremez.  Para insanlara sağlık, daha gösterişli tedavi seçenekleri sunabilir ama sağlıklarını satın alıp onlara iyileşme sunamaz.  Para sizi günümüzde toplumun beklentisindeki "presentabl" denen şekle sokabilir ama size insanlığı ve duyguları öğretemez.  Para aslında nedir? :)) Günaydın �� NG

28 Mart 2014 Cuma

Çocuk ve Seçim




ÇOCUK VE SEÇİM

Seçime doğru geri sayım başladıkça bir yandan heyecan bir yandan da karmaşık duygular basar hem topluma hem de bireylere.  Peki ailelerin içerisinde süren bu heyecan çocukları nasıl etkiler?
Günümüz koşullarında seçim çocukların hayatının içerisindedir.   Televizyon, gazeteler, aile tartışmaları, kampanyalar derken çocuk bir değişim olduğunu fark eder.  Her ne kadar içinde desek de bir anlamda da dışındadır.  Çocuğa kimse şu soruyu sormaz, “Gördüklerin duydukların hakkında neler hissediyorsun?” 
Seçim hakkında hiç soru sormayan çocuk bile ülkede bir farklılık olduğunu sezer.   Bayraklar asıldı, televizyon gündemi değişti, insanların diyalogları değişti.
Seçimler aslında çocuklara demokrasi, farklılıklar ve değer kavramlarını paylaşmak için iyi zamanlardır. Bu noktada, çocuğun yaş gurubunu göz önünde bulundurmak gerekir. 2-7 yaş arasında çocuklarda ben merkezci düşünce yapısı olduğundan çocuk başkasının gözünden olaylara bakamaz. 7-11 yaşa baktığımızda çocuk konuşulanlar hakkında bir anlayış geliştirir yine de soyut mantık yürütme ve varsayımsal düşünme yeteneği henüz gelişmemiştir. Ailenin yorumlarını, tepkilerini, duygularını ve davranışlarını yakından izleyen çocuk, kendi gelişim sürecine göre olaylara anlam katmaya çalışır.
Çocuğunuzun yaşına göre oy vermenin önemini anlatmanız, etrafında olanları kavramasına yardımcı olacaktır. Hatta aile içerisinde bir seçim örneği bile gerçekleştirebilirsiniz. 
Örneğin; “Akşam yemekte ne pişirelim” ya da “Hangi filmi seyredelim” şeklinde bir soru oluşturun. Sonra her aile bireyi kendince bir cevap seçer ve bu cevabın en iyi cevap olduğuna dair diğer aile bireylerini ikna etmeye çalışır. Örneğin baba patatesin faydalarını anlatmaya başlar, anne ıspanağın. Sonrasında oylama yapılır. Bu oyun çocukların seçim ve oy verme olgusunu anlamalarına yardımcı olacaktır.
Seçim zamanı çocukların merak ettiği bir diğer nokta ise, kimler oy  verebilir?  18 yaş üzeri her vatandaşın oy verme hakkı olduğundan bahsedebilirsiniz. 
Seçimleri çocuklara anlatırken umutsuzluk yaratmamak önemlidir. Çocuğunuz farklılıklara saygı göstermeyi sizden ve sizin davranışınızdan öğreniyor.  Aile büyüklerinden etkilenmemesini beklemeyiz. Aile bireyleri tercih etmedikleri bir aday hakkında tartışabilir, konuşabilir ancak aşağılama, hakaret etme ve rencide etme bambaşka bir konudur.   Sizin politika hakkında konuşma ve tartışma tavrınız çocuğunuza model oluyor.   Çocuklarınızla tercih etmediğiniz adayların olumsuz yönleri hakkında konuşmak yerine, tercih ettiğiniz adayın olumlu yönlerinden bahsedebilirsiniz.   Bu olumlu yönlerin sizde hangi duyguları uyandırdığını vurgulayabilirsiniz.   
Bütün bunlardan daha da önemlisi çocuğunuza ne düşündüğünü ve bu süreçle ilgili ne hissettiğini sormaktır.  Sizin gerçekliğiniz ile çocuğunuzun algıladığı gerçeklik farklıdır. Sizin vurgu yaptığınız noktalar ile onların etkilendikleri noktalar da farklıdır.
Seçim sonucunda bir kazanan olacağını ve bu sonucun dünyanın sonu olmadığını belirtmek de sürecin tamamı hakkında fikir verecektir.
Seçim Günü
Mümkünse, oy vermeyeçocuklarınızla birlikte gidebilirsiniz.  Böylece,  demokrasinin bir parçası olan oy verme hakkını nasıl kullandığınızı görebilirler .  Sıra beklemeyi, heyecanlanmayı, sandığa zarfı atmayı gözlemleyebilir. 
Televizyonlardaki haber ve tartışma programlarının hedef izleyici kitlesi yetişkinlerdir. Bu noktada da gerek seçim öncesi gerek seçim sonraso ebeveynlerin iyi bir gözlemci olması gerekir.   Sınır koyabilen ve çocuğunun duygularını anlayabilen  bir tutum son derece destekleyicidir. 
Bazı çocuklar ebeveynlerini memnun etmek için ebeveynin seçtiği aday hakkında övgü dolu sözler söylerken bazıları da ebeveynin hoşlanmadığı aday hakkında hakaret içeren sözler söyleyebilir. Asıl soru şu: çocuk bunu kendisi tartıp düşünüp mü yapıyor, yoksa ebeveynin sevgisini kazanmak için mi?
Seçimlerin yoğun gündeminde çocukları kaybetmeyelim.
Uzman Psikolog Nesteren Gazioğlu
www.nesterengazioglu.com